Söz: Kağızmanlı Cemâl Hoca
Yezîd’e nâlet olsun niçün uydu hevāya
Allah Allah bu ne hâl yaptı ehl-i abā’ya
Hasan’a ağu vėrdi, zulmetti şehzādeye
Ümmet gözün kör ola, hele gel bu sahrāya
Şimir çaldı hançeri, gerdan-ı hub-zîbâya
Nâlet ola o kelbe, düşe kahr-ı Hüdâ’ya
Esen yėller haber vėr bu hâli Murtazâ’ya
De ki çifte kuzular gitti dār-ı bekā’ya
Âl-i Yezîd zulmünün sesi çıkar semāya
Bu ne cefâdır Allah, evlâd-ı Mustafā’ya
Hüseyin atdan düştü sahrā-i Kerbelâ’ya
Cibrîl, kurban, haber vėr, kabrinde Mustafā’ya
Çifte küpesi düştü, arşu’rrahmān ağlıyor
Kürsü kalmış kararsız, kevn ü mekân ağlıyor
Levh-i mahfuz kalemi, emr-i fermān ağlıyor
Secdede Cibrîl ağlar, melekler kan ağlıyor
Sekiz cennet, yėdi nār, heft āsumān ağlıyor
Mātemdedir, yıldızlar, māh-i tābān ağlıyor
Gün yüzün ġubar almış, cümle cihān ağlıyor
İdris secdeye düşmüş, hūri ġılmān ağlıyor
Seher yėli durulmuş, durġun ummān ağlıyor
Kerbelâ çöllerinde, çifte civān ağlıyor
Hüseyin atdan düştü sahrā-i Kerbelâ’ya
Cibrîl, kurban, haber vėr, kabrinde Mustafā’ya
Hasan’ın ağu içti, leb-i sükker ah çeker
Hüseyin atından düştü, kime şikâr ah çeker
Nerde kalmış acabâ, bak Zülfikâr ah çeker
Ali’nin on bir oğlu, yėrde yatar ah çeker
Fātma ana ciğeri sızlar sızlar ah çeker
Ümmügülsüm, Rūkiye, çifte nigâr, ah çeker
İbrāhim, Kāsım ağlar, kılar zār zār ah çeker
Hatice ana duymuş, yavrum diyer, ah çeker
Meryem, Asiye gelmiş, ağlar ağlar ah çeker
Havva, “Hasan Hüseyin’im!” diyer diyer, ah çeker
Hüseyin atdan düştü sahrā-i Kerbelâ’ya
Cibrîl, kurban, haber vėr, kabrinde Mustafā’ya
Medîne dağlarında, süsenle sünbül ağlar
Taksîrat nedir, atmaz, esmez oldu yėl ağlar
Dağlar ingil ingilder, sular sarhoş sėl ağlar
Cümle kuşlar figanda, bak dertli bülbül ağlar
Vîrānede baykuşlar hū çeker, yil yil ağlar
Kerbelâ’ya kulak vėr, sahra ağlar, çöl ağlar
Biten otlar baş eğmiş, çiçek, çimen, gül ağlar
Nâlet ola Yezîd’e, şāh u gedā, kul ağlar
Ėy Murtazā, gel yėtiş, binekte Düldül ağlar
Hasan’ın ağu içmiş, gözyaşları göl ağlar
Kerbelâ imdād ister, gözler seni yol ağlar
Hüseyin atdan düştü sahrā-i Kerbelâ’ya
Cibrîl, kurban, haber vėr, kabrinde Mustafā’ya
Hazret-i Âdem, âlî-şân nebî-zîbâ ağladı
İdris Firdevs içinde, kasr-ı a’lâ ağladı
Nuh ile Hud, Salih’i düştü zar-zar ağladı
İshak Nebî, İbrahim, İsmail, Harun ağladı
Yakub, Yusuf, Şuayb, Lût, hem de Yahya ağladı
Zekeriyā zikrinde, Tūr’da Mūsā ağladı
Mekke, Medîne, Kubeys, Tūr-i Sînā ağladı
Dahi Hārūnla Da‘vūd, Süleymān da ağladı
Dertli Eyūb’la Cercis, İlyas da ya ağladı
Elyasa, Zülküfl’ü, hem Meryem, İsā ağladı
Hüseyin atdan düştü sahrā-i Kerbelâ’ya
Cibrîl, kurban, haber vėr, kabrinde Mustafā’ya
........
Cemâl Hoca, Yezîd’i Yār’a tapşur, kahr ola
Ah çeküben ağla gel, zāra tapşur, kahr ola
Lânet Âl-i Yezîd’e, ere tapşur, kahr ola
Yüz on dört sūredeki sırra tapşur, kahr ola
Hazret-i nūrdan düşen tere tapşur, kahr ola
Yüz suhūfun serveri çār’a tapşur, kahr ola
Bin bir kelâm tuhfesi, Tūr’a tapşur, kahr ola
Bu da‘vāyı te’hir ėt, haşre tapşur, kahr ola
Âl-i Yezîd sevk olur, nāra tapşur, kahr ola
Alır bu tadı anda, BİR’e tapşur kahr, ola
Hüseyin atdan düştü sahrā-i Kerbelâ’ya
Cibrîl, kurban, haber vėr, kabrinde Mustafā’ya
コメント 1
The source lyrics have been updated. Please review your translation.